İnşaat sektörünün geliştiğini ve gelişen sektörün mekanik-tesisat, elektrik ve makine mühendisliğiyle bir bütünlük sağladığını belirten Onur Durmuş, "Daire yaşama hazır hale geldikten sonra duvarların kaç santimetre olduğu pek sorgulanmıyor ama artık elektrik ve mekanik tesisatla beraber yaşamaya başlıyorsunuz. Bu yüzden mekanik ve elektrik, inşaatın yaşayan dokusu diyoruz. Her geçen gün mekanik, makine, elektrik mühendislerine inşaatlarda çok daha fazla iş düşmeye başladı. Bunun önemi yatırımcılar tarafından da farkına varılmaya ve sorgulanmaya başlandığını görüyoruz. Çünkü kötü bir mekanik ve elektrik tesisat, sonrasında ödenecek aidatları ve yaşam maliyetlerini çok ciddi bir şekilde artırabilmekte" dedi.
Mühendis işin başında olmalı
İnşaatın en başında, proje çiziminde mimarla beraber mekanik, elektrik ve makine mühendislerinin çalışmaya başlaması gerektiğini vurgulayan Durmuş, "Proje, mühendislik açısından inşaatın başında incelenmediyse inşaat devam ederken mekanik tesisatını entegre etmekte zorlanıyorsunuz. Mimarlarla beraber alanlarında uzman mühendislerinde işin başında olması gerekli ve önemli. Böyle ilerlenirse proje daha sağlıklı bir şekilde planlamaların dışına çıkılmadan ve üretim maliyetlerinde hesapta olmayan değişikliklerle karşılaşmadan devam ediyor " ifadelerini kullandı.
Sektörde mühendislik alanına yönelik bir bilincin ve bilginin tam oturmadığını belirten Durmuş, "İnşaatta; işin sahibi, işi yapan ve daireyi alan olarak 3 ayak var. İşverenlerin yeterli ölçüde bilgi sahibi olmadığını görüyoruz. İşi yapan grupta işverenin yönlendirmesiyle iş yaptığı için mühendislik çözümlerine başvuramıyor. Müşteri de aynı tarz daireleri karşısında görünce haliyle fiyat odaklı bakıyor. Oysaki mühendislik faaliyetleri uzun süre yaşanabilir, sürdürülebilir ve sorunsuz inşaatlar ortaya çıkarıyor. Makine mühendisleri odalarının veyahut sektörle alakalı diğer odaların bu hususa eğilmeleri ve sektörü bilgilendirmeleri gerekiyor" dedi.
Sürdürülebilir projelere teşvik verilmeli
Sürdürülebilir inşaatın ilk yatırım maliyetleri genellikle daha yüksek olmasına karşın uzun vadede enerji tasarrufu ve daha düşük işletme maliyetleri gibi avantajları bize sunmaktadır. İnşaatta güneş enerjisi kurulumu yapan ya da gri su arıtma sistemleri olan firmalara yönelik desteklerin ve teşviklerin sağlanması gerektiğini vurgulayan Durmuş, şu ifadeleri kullandı: "Örneğin, bu sistemleri kuran firmalardan belediyeler harç almayabilir. Ya da düzenleyici çerçeveler dahilinde farklı destekler olabilir. Baktığımızda doğaya bıraktığımız karbon ayak izimiz her geçen gün biraz daha sorgulanıyor. Sürdürülebilir binalar statüsüyle yaklaştığınız zaman farklılık yaratıyorsunuz. Bunun da temelinde mühendislik yatıyor.
Biz de Coordinat Yapı olarak çalıştığımız firmalarda bu konuyu irdeliyoruz. Örneğin Almanya'da yapımına devam ettiğimiz COORDINAT WEST projemizde de yağmur suyu toplama tesisatımız var. Kullanılan suların tekrardan sisteme kazandırılması gerekiyor. Bu ve bunun gibi sistemlerin birtakım maliyetleri olabilir ama müşteriye bu sistemlerin çevre ve insan yaşamının sürdürülebilirliği açısından ne kadar önemli olduğu anlatıldığında, yatırımcıların da bu konuya kayıtsız kalacağını düşünmüyorum."
Sürdürülebilirlik kavramını benimseyerek çevresel kaynakların korunmasına önemli bir katkı sağlayacağız. Enerji verimliliği, malzeme seçimi su ve atık yönetimi gibi tekniklerin yanı sıra, sosyal etkilerin değerlendirilmesi de bu süreçte toplumsal fayda sağlayacak bir yaklaşım, inşaat sektörünün sürdürülebilir bir geleceğe taşınmasında önemli bir basamak olacaktır.
Gelecek nesillerimize daha yaşanabilir dünya bırakmak için inşaat alanında da sürdürülebilirlik ilkelerinin uygulanması göz ardı edilemeyecek bir gereklilik konumundadır.